Bankalar faiz artırıyor

Merkez Bankası'nın PPK kararlarından sonra bankalar, konut ve taşıt kredisi faizlerini artırmaya başladı.

25 Ekim 2011
Merkez Bankası'nın geçtiğimiz hafta Perşembe günü gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu Toplantısında alınan kararlar sonrasında, bankalar konut ve taşıt kredisi faizlerini artırmaya başladı.

Piyasalarda Merkez Bankası'nın ''örtülü faiz'' olarak nitelendirilen kararlarından sonra gözler, kararların maliyetleri artıracağı beklentisi nedeniyle uzun süredir ciddi hareketliliğin olmadığı faizlere çevrilirken, bankalar için Merkez Bankası'nın yarın yayımlayacağı enflasyon raporuna ilişkin basın toplantısında aktarılacak olan ve Türk Lirası'nın değerini önemli ölçüde güçlendirecek ''fiyat istikrarı, faiz politikası, döviz rezerv politikası, zorunlu karşılık politikası ve finansal istikrar''dan oluşan 5 maddelik eylem planı da büyük önem taşıyor.

Maliyet artışını fiyatlarına yansıtmaya başlayan bankalar, konut ve taşıt kredisi faiz oranlarında artışa giderken, konut kredisinde artış öncesinde 60 aya kadarki vadelerde genellikle 1'in altında olan faizler, şu anda 1'in üzerine çıktı. Konut kredilerinde 120 ayda 1,79 seviyesi bile görülüyor.

Edinilen bilgiye göre; İş Bankası konut kredilerinde 24 ay vadede yüzde 1,02, 48 ay vadede 1,03, 60 ayda 1,04 ve 120 ayda 1,12 oranında faiz uyguluyor.

Akbank ise mortgage kredilerinde 1-36 ay arasında yüzde 1,67, 37-60 ay arasında 1,74, 61-120 ay arasında 1,79 oranında faiz belirlerken, Garanti Bankası 36 ve 60 ayda 1,04, 120 ayda 1,14 oranında faiz uyguluyor.

Faiz artışına giden bankalar arasında yer alan Denizbank da konutta 120 aya kadar olan vadelerde yüzde 1,23 seviyesindeki faiz oranını aynı dönemler için 1,39'a, binek ve ticari taşıtta yüzde 1,25 olan oranı ise 1,39'a çıkardı.

Bankaların taşıt kredilerinde uyguladığı faiz oranı ise genellikle 1,34 ila 1,40 arasında seyrediyor.

''Faizler kredi tiplerine göre 400 ila 550 baz puan arttı''

DenizBank Perakende Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, yılbaşından itibaren tüketici kredi faizlerinin farklı kredi tiplerine göre 400 ila 550 baz puan arasında yükseldiğini, bu artışta ağırlıklı olarak Merkez Bankası'nın TL munzamları arttırması ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) uygulamaya koyduğu tüketici kredilerine ek provizyon düzenlemelerinin etkili olduğunu ifade etti.

Bugün itibarıyla gelinen noktada tüketici kredilerinin hız kesmeye başladığının görüldüğüne dikkati çeken Ertürk, şöyle devam etti:

''Diğer bir ifade ile bu faiz artışlarının altyapısını hazırlayan esas sebep ortadan kalktı. Zaten bu nedenle ekim ayında yapılan düzenleme ile munzam karşılıkların tekrardan azaltılmaya başladığını izledik ve gerekirse bunun devamının gelebileceğinin sinyali verildi. Diğer taraftan TL'nin seyri ve buna bağlı olarak enflasyon kaygıları ile beraber Merkez Bankası geçen hafta gecelik borç verme faiz oranlarını yüzde 8'den yüzde 12'ye çıkardı. Bu şu anlama geliyor; daha önce bankalararası piyasada yüzde 8'lik oran bir tavan görevi görüyorken, artık TL likiditenin sıkıştığı ortamlarda kısa vadeli faizler daha da yukarılara çıkabilecek. Bu anlamda yüzde 5,75'lik politika faizi sabit kalmış olsa da fiilen TL faizleri yükselmiş oldu. Bu durum bankaların kredi faizlerine doğal olarak yansımaya başladı. Bu kapsamda tüketici kredisi faizlerinin bir süre daha bu seviyelerde seyredeceğini düşünüyoruz.''

Bankalarda faiz artışı beklentisi

Merkez Bankası'nın geçtiğimiz hafta Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında aldığı kararların ardından, bankaların faizleri artıracağı yönünde bir beklenti
oluştu.

Yapı Kredi Başekonomisti Cevdet Akçay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Merkez Bankası'nın faiz koridorunu genişletme kararına işaret ederek, aslında Merkez Bankası'nın büyüme tarafında endişeli olmadığını, enflasyon tarafında endişe taşıdığını düşündüğünü söyledi.

ÖTV oranlarında son yapılan değişiklikle yıl sonu enflasyonunun hiç olmaması gereken bir yerde biteceğine dikkati çeken Akçay, Merkez Bankası'nın aslında enflasyon sıçramasının kalıcı bir sıçrama olmadığını bildiğini, dolayısıyla buna enflasyon artışı gibi değil, fiyat düzeyinin geçici olarak yukarı çıkması gibi bakmak gerektiğini ifade etti.

Enflasyonun talep kaynaklı bir şey olduğunun altını çizen Akçay, bunun ise talep kaynaklı olmadığını, kur geçişkenliği ve vergi artışlarıyla ilgili olduğunu, dolayısıyla kısa vadeli fiyat düzeyini yukarı çekip yüksek bir enflasyon yaratsa bile daha orta vadede anti enflasyonist olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti.

Merkez Bankası'nın bunun farkında olduğunu ifade eden Akçay, şu değerlendirmeyi yaptı:

''Ama yine de Merkez Bankası 'bu kadar bozulan enflasyon beklentileri bozarsa, insanlar bunun orta vadede problem teşkil etmeyeceğini anlamazsa ve beklentileri kalıcı bir şekilde bozarlarsa bu sakıncalı' dedi. Yani beklenti yönetimine ilişkin alınan bir karar söz konusu... Büyüme tarafında endişesi olmadığı için de sıkılaştırmada herhangi bir şey görmüyor. Bir de bankaların Türkiye'nin büyümesine ilişkin beklentileri çok dillendirmelerine rağmen, kredi genişlemesinde pozisyonlarını ona göre almadığını da biliyor. (Bankalar) daha agresifler... Bu agresifliği de bir miktar aslında tırpanlamak istiyor.''

''Bankalar gerektiğinden fazla risk alıyor''

Bankaların gerektiğinden fazla genişlemeden dolayı risk aldıklarına dikkati çeken Akçay, Merkez Bankası'nın bu yaklaşıma çok fazla olumlu bakmadığını söyledi. Akçay, şöyle devam etti:

''Buna iki şekilde reaksiyon verebilirsiniz. Ya maliyet artışını fiyata yansıtırsınız. Fiyata yansıtmak istemiyorsanız, miktar tarafında kısıntıya gidersiniz. Bankalar, kredi büyümesini aşağı çekerlerse bunu fiyata yansıtmaları gerekmez. Yansıtmadan da yapabilirler. Ama aksi takdirde aynı agresiflikle gitmek istiyorlarsa, yansıtmak durumunda kalacaklar. Çünkü o zaman TL likidite talepleri aşağı gelmeyecek. Ancak talebin aşağı gelmesi lazım ki faizler yukarıya gitmesin. Yani bunun birebir faizlere yansıması gerekmiyor.''

''Olağanüstü yukarı çeken bir şey değil''

ING Bank Başekonomisti Sengül Dağdeviren de Merkez Bankası kararlarının, şu anda bankaların doğrudan maliyetini olağanüstü yukarı çeken bir şey olmadığını belirterek, ''Dolayısıyla bankaların kaynak maliyetini birebir hemen etkileyecek bir gelişme değil. Şu anda bankacılık tarafında bence zincirleme bir reaksiyon beklememek lazım. Şu anda belirsizlik çok yüksek'' diye konuştu.

Merkez Bankası, 20 Ekim'de gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu Toplantısında gecelik faiz oranlarını borçlanmada yüzde 5 düzeyinde sabit tutarken, borç vermede yüzde 9'dan yüzde 12,5'e yükseltmişti. Toplantıda ayrıca, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranının da yüzde 8'den yüzde 12'ye yükseltilmesi yönünde karar alınmıştı. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı da yüzde 5,75 düzeyinde sabit tutulmuştu.

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama