İş'te sıra Babacan'da

İş Bankası'yla ilgili iddialarım ekonomi yönetimini de doğrudan ilgilendiriyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan olaya el koymak ve açıklama yapmak zorunda. Elimdeki belgeleri vermeye de hazırım

05 Aralık 2011

Burası Sabah… Türkiye'nin en iyi ve güçlü gazetesi. Benim yazdığım sayfalar Türkiye'nin en iyi ekonomi sayfaları. Bir haftadır buradan İş Bankası'nın yönetiminde dönen dolapları yazıyoruz. Yenilir yutulur cinsten değil yazdıklarımız… İş Bankası yönetiminin, CHP etkisinde siyaseti yönlendirmek için gizli ve kirli işlere bulaştığından bahsediyoruz. Elimizde belgeler olduğunu söylüyoruz. Muhatap aldıklarımızdan doğru dürüst tatminkâr bir cevap gelmiyor. Yazdığımız konu doğrudan, 160 milyar lira varlığı kontrol eden Türkiye'nin ikinci büyüğü İş Bankası'yla ilgili. O banka ve iştirakleri onbinlerce kişi çalıştırıyor. Borsada halka açık, hisse senetlerine binlerce kişi yatırım yapıyor. Yüzbinlerce kişi mevduatlarını o bankaya yatırıyor, maaşlarını o bankadan çekiyor…

İsteyene belgeleri veririm
Ben böyle bir ekonomik ve sosyal gücün hakkında haber yaparken sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum. Tabii ki bu benim görevim ve yapacağım. Ama yazdıklarım Sermaye Piyasası ve Bankacılık Kanunu'nu doğrudan ilgilendiren konular. SPK ve BDDK'nın olaya el koyması gerekli. İstiyorlarsa elimdeki belgelerin kopyalarını onlara da verebilirim. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bunu yapmazsa, ki bu yazı yazılana kadar bana ulaşan hiçbir talep olmadı. Bu kurumların üstündeki isim olan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın konuyla doğrudan ilgilenmesi ve gerçeğin en kısa sürede ortaya çıkmasını sağlaması gerekli… Bu konuda zaman geciktirmeden bir açıklama yapması gerekli. Biliyorum Sayın Babacan yoğun…Bir tek ekonomiyi yönetmiyor, tanıtımını da yapıyor. Gazetelerde toplantılar, televizyonlarda röportajlar gerçekleştiriyor. Meşgul… Ama bu konu da yorgunluk kaldırmayacak kadar önemli.

Özince kendini yaktı
İş Bankası'nın Başkanı Ersin Özince medya karşısında enteresan bir şahsiyet. Tuhaf patlamalar yapıyor. Mesela, tam da son seçim öncesiydi... Sektörde banka kredileri tartışılırken, kameraların karşısında "Kredileri daraltmazsak gazeteciler gibi bizi de mi tutuklayacaklar" mealinde bir cümle kuruverdi. Sonra aniden genel müdürlükten istifa etti. Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığı'nı bırakmak zorunda kaldı. Tutuklanan bankacı falan da olmadı… Kamikazece bir iletişim stratejisi yani. Ama gerçekten bu kez başını çok belaya soktu... Üstelik bizim yazılarımıza cevap yetiştirmek için. İki gazeteye konuşmuş; yönetimdeki üyeler aracılığıyla CHP'nin hiçbir şekilde baskı yapmadığını söylemiş. Sonra da "Üzerimizde siyasi baskı olmadı mı? Oldu. Sadece bir kere. O da CHP'den değil, Erol Evcil'e kredi verilmesi için Tansu Çiller'den geldi. O krediyi Çiller verdirdi" demiş. Tansu Çiller anında yalanlamış. Ersin Bey'in elinde, Tansu Çiller'in yaptığı siyasi baskıyı ispatlayacak bir belge yoksa işi zor. Bu sözlerini savcılar da duydu. Gelip soracaklar muhakkak… Oysa biz yazılarımızda hiç kredi olaylarından bahsetmemiştik. Ersin Bey kendi kendine itirafta bulunmuş. Niye böyle bir çıkış yaptı anlamadık.

Savcılar itirafı duydu
Ersin Özince'nin itiraflarına Tansu Hanım açısından bakarsak, yalanlamakta da haklı. Verilen krediler batmış. Krediyi alan kişi mafya davalarından, adam öldürtmekten yargılanmaya başlamış. Eğer siyasi baskı yaptığı ortaya çıkarsa olay Tansu Hanım'a uzanacak, davaların içine düşecek. Kolay mı? Büyük bir suçlamayla karşı karşıya. Tansu Çiller, Ersin Özince'ye dava açsa hakkı var… Diğer taraftan Ersin Özince açısından bakınca o da kendince haklı. Erol Evcil'e paraların verildiği dönem kredi bölümünün başındaydı. İş Bankası'nın Kredilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı'ydı. Yani insan kendi verdiği krediyi niçin verdiğini bilmez mi? Bankanın batırdığı 300 milyon dolardan fazla paranın niye battığını bilmez mi? 15 yıl içinde tuttuğu sırrı açıklayınca 'o zaman neden sustun bunca zaman' denileneceğini bilmez mi? Bunun da yasalarda suç olduğunu bilmez mi?

Burası Sabah… Türkiye'nin en iyi ve güçlü gazetesi. Benim yazdığım sayfalar Türkiye'nin en iyi ekonomi sayfaları. Bir haftadır buradan İş Bankası'nın yönetiminde dönen dolapları yazıyoruz. Yenilir yutulur cinsten değil yazdıklarımız… İş Bankası yönetiminin, CHP etkisinde siyaseti yönlendirmek için gizli ve kirli işlere bulaştığından bahsediyoruz. Elimizde belgeler olduğunu söylüyoruz. Muhatap aldıklarımızdan doğru dürüst tatminkâr bir cevap gelmiyor. Yazdığımız konu doğrudan, 160 milyar lira varlığı kontrol eden Türkiye'nin ikinci büyüğü İş Bankası'yla ilgili. O banka ve iştirakleri onbinlerce kişi çalıştırıyor. Borsada halka açık, hisse senetlerine binlerce kişi yatırım yapıyor. Yüzbinlerce kişi mevduatlarını o bankaya yatırıyor, maaşlarını o bankadan çekiyor…

İsteyene belgeleri veririm
Ben böyle bir ekonomik ve sosyal gücün hakkında haber yaparken sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum. Tabii ki bu benim görevim ve yapacağım. Ama yazdıklarım Sermaye Piyasası ve Bankacılık Kanunu'nu doğrudan ilgilendiren konular. SPK ve BDDK'nın olaya el koyması gerekli. İstiyorlarsa elimdeki belgelerin kopyalarını onlara da verebilirim. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bunu yapmazsa, ki bu yazı yazılana kadar bana ulaşan hiçbir talep olmadı. Bu kurumların üstündeki isim olan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın konuyla doğrudan ilgilenmesi ve gerçeğin en kısa sürede ortaya çıkmasını sağlaması gerekli… Bu konuda zaman geciktirmeden bir açıklama yapması gerekli. Biliyorum Sayın Babacan yoğun…Bir tek ekonomiyi yönetmiyor, tanıtımını da yapıyor. Gazetelerde toplantılar, televizyonlarda röportajlar gerçekleştiriyor. Meşgul… Ama bu konu da yorgunluk kaldırmayacak kadar önemli.

Özince kendini yaktı
İş Bankası'nın Başkanı Ersin Özince medya karşısında enteresan bir şahsiyet. Tuhaf patlamalar yapıyor. Mesela, tam da son seçim öncesiydi... Sektörde banka kredileri tartışılırken, kameraların karşısında "Kredileri daraltmazsak gazeteciler gibi bizi de mi tutuklayacaklar" mealinde bir cümle kuruverdi. Sonra aniden genel müdürlükten istifa etti. Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığı'nı bırakmak zorunda kaldı. Tutuklanan bankacı falan da olmadı… Kamikazece bir iletişim stratejisi yani. Ama gerçekten bu kez başını çok belaya soktu... Üstelik bizim yazılarımıza cevap yetiştirmek için. İki gazeteye konuşmuş; yönetimdeki üyeler aracılığıyla CHP'nin hiçbir şekilde baskı yapmadığını söylemiş. Sonra da "Üzerimizde siyasi baskı olmadı mı? Oldu. Sadece bir kere. O da CHP'den değil, Erol Evcil'e kredi verilmesi için Tansu Çiller'den geldi. O krediyi Çiller verdirdi" demiş. Tansu Çiller anında yalanlamış. Ersin Bey'in elinde, Tansu Çiller'in yaptığı siyasi baskıyı ispatlayacak bir belge yoksa işi zor. Bu sözlerini savcılar da duydu. Gelip soracaklar muhakkak… Oysa biz yazılarımızda hiç kredi olaylarından bahsetmemiştik. Ersin Bey kendi kendine itirafta bulunmuş. Niye böyle bir çıkış yaptı anlamadık.

Savcılar itirafı duydu
Ersin Özince'nin itiraflarına Tansu Hanım açısından bakarsak, yalanlamakta da haklı. Verilen krediler batmış. Krediyi alan kişi mafya davalarından, adam öldürtmekten yargılanmaya başlamış. Eğer siyasi baskı yaptığı ortaya çıkarsa olay Tansu Hanım'a uzanacak, davaların içine düşecek. Kolay mı? Büyük bir suçlamayla karşı karşıya. Tansu Çiller, Ersin Özince'ye dava açsa hakkı var… Diğer taraftan Ersin Özince açısından bakınca o da kendince haklı. Erol Evcil'e paraların verildiği dönem kredi bölümünün başındaydı. İş Bankası'nın Kredilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı'ydı. Yani insan kendi verdiği krediyi niçin verdiğini bilmez mi? Bankanın batırdığı 300 milyon dolardan fazla paranın niye battığını bilmez mi? 15 yıl içinde tuttuğu sırrı açıklayınca 'o zaman neden sustun bunca zaman' denileneceğini bilmez mi? Bunun da yasalarda suç olduğunu bilmez mi?

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama