Ergun Özen'den önemli uyarılar

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, bankacılık sektöründe sorunlu kredi oranının artmaya başladığını belirtti.

26 Nisan 2012

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, bankacılık sektöründe sorunlu kredi oranının artmaya başladığının altını çizerek, ''Kredi kartlarında ve ihtiyaç kredilerinde çok net olarak bunu görmeye başladık'' dedi.
 
Özen, düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, 31 Mart 2012 itibariyle konsolide finansal tablolara göre, bankanın bu yılın ilk çeyreğindeki net karının 962,2 milyon lira olduğunu anlattı.
 
Garanti'nin aktif büyüklüğünün 2011 sonuna göre yüzde 1 artarak 165,7 milyar liraya ulaştığını belirten Özen, nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla ekonomiye 113 milyar 151 milyon lira destek sağladıklarını söyledi.
 
Bankanın özsermaye karlılığı yüzde 20,9 iken, aktif karlılığın yüzde 2,4 seviyesinde olduğunu belirten Özen, toplam nakdi kredilerde 91 milyar liralık düzeye ulaştıklarını, toplam kredilerde TL kredilerin payının yüzde 55, yabancı kredilerin payının yüzde 45 olduğunu, Garanti Bankası olarak gerçek bankacılık yapmaya devam ettiklerini vurguladı.
 
Sektörde takipteki krediler oranı yüzde 2,7 iken, bu oranın Garanti'de yüzde 1,9 olduğuna, bankacılık sektöründe sorunlu kredi oranının artmaya başladığına dikkati çeken Özen, ''Kredi kartlarında ve ihtiyaç kredilerinde çok net olarak bunu görmeye başladık'' dedi.
 
Sektördeki mevduat/kredi oranına işaret eden Özen, mevduatın önümüzdeki dönemde öneminin gittikçe artacağını söyledi.
 
Türk bankacılık sektörünün sermaye yapısının oldukça güçlü olduğunun altını çizen Özen, ''Ancak ileriye doğru baktığımızda burada da ciddi azalmalar görüyoruz. BDDK açıklamasına göre, herkesin ortalama (sermaye yeterlilik rasyosu) 1,40 düşecek. Artık bankacılık sektörü 13-14 gibi bir yerde konumlanmaya başlıyor. Dolayısıyla bankacılık sektörü üzerindeki ileriye dönük yükleri de ciddi oranda tartışmamız gerekiyor'' diye konuştu.
 
''Merkez Bankası, kredi faizlerini indirmemizi istemiyor''
 
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Merkez Bankası'nın bankaların kredi faizlerini indirmesini istemediğine dikkati çekerek, ''Sıkı para politikası dediğimiz şey bu... Eğer enflasyonu hedefe doğru yaklaştıracaksak, bu senenin birçok gününde olağanüstü günleri göreceğiz. Çok sıkı para politikası devam edecek. Bu söyleniyor. Bunu anlamak lazım. Birbirimizle uyum sağlayamazsak başımıza işler gelir'' dedi.
 
Düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özen, Tasarruf Paketi kapsamında açıklanan Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısına ilişkin, bireysel emeklilikle ilgili alınan son kararları çok desteklediğini ve devletin katkı payı sağlamasıyla birçok insanın bundan yararlanacağını düşündüğünü ifade etti.
 
Özen, ''Bireysel emeklilikte devletin yüzde 25'lik katkı payı sayesinde 5 yılda 2,5 milyon insan, ilave olarak beklediğimizin üzerine gelebilir. 25 milyar lira ilave fon büyüklüğü söz konusu olabilir. Bizim çalışmalarımız bunu gösteriyor. Bu, buralarda doğru işler yapıldığını gösteriyor'' diye konuştu. Ergun Özen, sistemde de önümüzdeki 5 yıl içinde toplam 7,5 milyon insana ulaşılmasını, fon büyüklüğünün de 88 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini bildirdi.
 
BES'te ikinci basamağın işveren destekli katkı payı olduğuna işaret eden Özen, ''Bunu zorunlu hale getirmeliyiz. Türkiye, bundan da kaçamayacaktır. Gelecektir. Eğer tasarruf oranlarını artırmak istiyorsak işveren de katkı yapacak. Yüzde 2-3... Biz bunu biliyoruz ve buna hazırlıklıyız'' yorumunu yaptı.
 
''Bu sene böyle bir sene değil''
 
Ergun Özen, Merkez Bankası'nın faiz koridoru politikasına ilişkin soru üzerine, yumuşak inişi gerçekleştirmesi için Merkez Bankası'nın koridor politikasına alıştığının altını çizerek, burada iletişimin en önemli unsur olduğunu, Merkez Bankası'nın ne yapmak istediğini, piyasalarda ne olup bittiğini bankacıların anlamak zorunda olduğunu söyledi.
 
Hala bazı hatalar yapıldığını gördüğüne dikkati çeken Özen, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
''Çok net şekilde söyleyeyim; burada hep Merkez suçlanıyor, ama bankacılık sektörünün de suçu var. 'Olağanüstü gün dediğin nedir? 2 gün olur, 3 gün olur, 4 gün olur. Dolayısıyla biz mevduat faizlerini çok sıkı tutmuyoruz, kredi faizlerini ilk fırsatta düşürelim. Daha fazla hacim yapalım, pazar payı kapalım.' Bunları doğru okumak lazım. Bu sene böyle bir sene değil. Merkez Bankası çok net bir şekilde ''Finansal istikrarın yanında fiyat istikrarına da her zaman bakıyorum, bunun için bana daha fazla araç lazım. Bunun için faiz koridorunu yarattım' diyor. Artık bunu tartışmanın anlamı yok. Merkez Bankası ile birbirimizi çok iyi anlamamız lazım. Bankacılar olarak 'Olağanüstü günler 2 gündür, 3 gündür geçer. Sonra faizler hemen yumuşayıverir, kredi faizlerini indireyim' yaklaşımı, politikaların işlememesine neden oluyor. Merkez Bankası, kredi faizlerini indirmemizi istemiyor. Sıkı para politikası dediğimiz şey bu... Eğer enflasyonu hedefe doğru yaklaştıracaksak bu senenin birçok gününde olağanüstü günleri göreceğiz. Çok sıkı para politikası devam edecek. Bu söyleniyor. Bunu anlamak lazım. Birbirimizle uyum sağlayamazsak başımıza işler gelir.''
 
''Bankalar, müşterinin ileriye dönük nakit akımına bakar''
 
Teşvik Paketi'nden yararlanacak firmalara bankaların daha esnek davranmasının beklendiğine ilişkin sorular üzerine Özen, bankaların müşterinin ileriye dönük nakit akımına baktığını, nakit akımında verdiği vergi, ödediği sosyal güvenlik primi ve KDV gibi unsurların olduğunu söyledi.
 
Eğer şirket sağlıklı bilançodaysa bunların bankaların kredi vermesini kolaylaştıracağını vurgulayan Özen, ''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki firmaların gayrimenkullerinin ipotek olarak kabul edilmemesi'' konusuyla ilgili ise şunları kaydetti:
 
''Bir bankacı, 'Burada sağlam teminat, sağlam gayrimenkul var, dolayısıyla ben krediyi analiz etmeden, bakmadan etmeden gireyim' dediği anda iyi bankacılık yapmış olmaz. Önce işe bakmak, sonra teminata bakmak zorundayız. İş doğruysa, yanılma payımız olduğu için teminatlarımızı isteriz. Tabii ki Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da çok kıymetli gayrimenkuller var. Şube kiralarından ben bunu çok iyi biliyorum. Bir iki cadde var, 20-30 bin dolar ödediğimiz yerler var. Zaten bağımsız ekspertiz raporları yaptırmak zorundayız. Ancak kimse kredi süreçlerimizde bir değişikliği beklemesin açıkçası. Tabii ki teşvik çok önemli. Şirketlerin nakit akımlarını, iş planlarını çok olumlu şekilde etkileyecek. Bankacılık sektörü olarak biz tabii ki bunu göreceğiz. Ama şunu ayırt edelim 'İyi bir gayrimenkul var, hemen hiç bakmadan kredi ver' bu çok yanlış olur. İstanbul'da da bunu yapmayız, Antalya'da da Van'da da bunu yapmayız. Önce işe bakacağız. Bu, bankacılığın olmazsa olmaz kuralıdır.''
 
''Yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz''
 
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, ''Benim ayağım her zaman yere basmıştır. Yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. 'Yok oraya, buraya gideyim' değil. Biz Romanya'yı sağlıklı, bol bol kar eden hale getirelim, sonra ikinci ülkeye bakarız'' dedi.
 
Özen, düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtlarken, 2012 sonunda şu anda 913 olan şube sayısını 37 yeni şube açarak 950'ye, 16 bin 775 olan çalışan sayısını da 500 yeni istihdam ile 17 bin 300'e ulaştırmayı planladıklarını bildirdi.
 
Sorunlu kredi oranlarındaki artışa ilişkin Özen, söz konusu artışın henüz KOBİ'lere yansımadığını, ancak KOBİ'lere yansımasının beklenebileceğini, bunun karlılığa olumsuz etki edebileceğini söyledi.

Şu anda bu artışı doğrudan hissettikleri alanın kredi kartları ve ihtiyaç kredileri olduğuna işaret eden Özen, bunun işsizlik rakamlarının aynı kalması ve ödeme gücündeki sıkıntılara bağlanabileceğini belirtti.
 
Banka olarak bu yıl Eurobond piyasasından uzak duracaklarını ifade eden Özen, ancak Dünya Bankası gibi kuruluşlardan daha makul faizlerle uzun vadeli borçlanmalara devam edeceklerini söyledi.
 
''Bir ülkeye gidiyorsak hepsiyle çalışırız''
 
Garanti Bankası olarak ortakları BBVA ile yakın coğrafyadaki büyüme stratejileriyle ilgili soru üzerine Özen, şunları kaydetti:
 
''Biz Romanya'da varız. Hangi Türk bankasına sorsanız 'bölgesel banka' olacak. Bu güzel tamam. Ama şunu yapmamamız lazım; bir yere gidip de bir tane şube açıp, bir banka açıp, sadece oradaki Türklerle çalışmak... Bu, bir stratejidir, saygı duyarım. Ama biz bunu seçmedik. Biz, neyi seçtik? Biz, bir ülkeye gidiyorsak KOBİ, bireysel, internet, kurumsal, ticari kim varsa hepsiyle çalışırız. Romanya'da böyle yapıyoruz. 78 şubeye çıkmışız, aktif büyüklüğümüz 2 milyar avroya gelmiş. 13. bankası olmuşuz. Önümüzdeki dönemlerde Romanya'da ilk 10'a gireceğiz. Kredi kartında pazar payımız yüzde 5-5,5 olmuş. Romanya'da artık kar etmeye başladık. Benim ayağım her zaman yere basmıştır. Yoğurdu üfleyerek yiyeceğiz. 'Yok oraya, buraya gideyim' değil. Biz Romanya'yı sağlıklı, bol bol kar eden hale getirelim, sonra ikinci ülkeye bakarız. Garanti Bankası olarak buradaki organik büyümeden o kadar çok memnunuz ki bizim birinci fokusumuz her zaman Türkiye olmaya devam edecek. Ama başka ülkeleri de buna ekleyebiliriz.''
 
''Gençlere yer açmamız gerekiyor''
 
Banka ile BBVA yönetiminde önümüzdeki dönemde bir değişiklik olup olmayacağı sorusuna Özen, ''Olabilir, her zaman olabilir. Garanti Bankası'nda gelecekte değişiklik olacaktır. Olmamasına imkan yok. Gençlere yer açmamız gerekiyor. Aşağıdan muazzam bir ekip geliyor. Bu değişim, sağlıklı bir şekilde Garanti Bankası'nda olacaktır. Bu cevabı duymak istiyorsanız, ben çalışmaya devam edeceğim'' karşılığını verdi.
 
BBVA'nın 6. yılda yüzde 1'lik alım hakkı bulunduğu, bunu daha erkene çekilip çekilmeyeceği sorusu üzerine de Özen, ''Bu, hissedar meselesi... GE geldi gitti, BBVA geldi. Biz çalışıyoruz. Kimse kusura bakmasın. Beğenirlerse bizimle çalışmaya devam ederler, beğenmezlerse çalışmazlar. Bizim için Garanti vardır. Biz bunun için çalışmaya devam ediyoruz. Kurumsallaşmış bir yapı var'' yorumunu yaptı.
 
''Sorunlu kredilerde tutar, tahsilatlardan fazla olacak''
 
Bankacılık sektöründe 2012 karlılık beklentilerine dair de Özen, geçen yıl sorunlu kredi oranı kadar tahsilat da yaptıklarını belirterek, ''Dolayısıyla kar-zararımıza o kalem çok etki etti. Ama bu sene farklı. Bu sene bankacılık sektörü orada negatif yazacak. Bu net... Sorunlu kredilere katılım oranı tutar, yaptığımız tahsilatlardan daha fazla olacak. Dolayısıyla bu kalem, karlılığımızı aşağıya çekecek'' şeklinde konuştu.
 
Sektörün kar marjının şu anda iyi olduğunun altını çizen Özen, ''Merkez Bankası da bunu söylüyor. Ama Merkez Bankası bir tek yerde şu atlamayı yapıyor; marjımız iyi olabilir, ama hacimlerimiz yok. Marjınız istediğiniz kadar iyi olabilir, ama onun yanına hacim koyamazsan o marj karlılık anlamında aşağıya dahi çekebilir. Onun için sıkı para politikasının uygulandığını görmemiz lazım. En azından şu olan marjlarımızı korumamız lazım. Çünkü hacim yok'' yorumunu yaptı.
 
Net ücret ve komisyon gelirlerine de işaret eden Özen, ''Bazı komisyon kalemlerini vadeye doğru yaymamız ve fon yönetim ücretlerinin düşürülmesi sonucunda ancak geçen sene kadar yapabilirsek ne ala diyeceğiz'' diye konuştu.
 
''Kredilerde aşağı yönlü revize düşünmüyoruz''
 
Temettü dağıtımına ilişkin Özen, ''Bunun Genel Kurul'da kararını aldık. 600 milyonluk temettü dağıtıyoruz'' dedi. Özen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) bu konuda çok iyi bir denge kurduğunu vurguladı.
 
Enerji alanında olmaya devam edeceklerini dile getiren Özen, ''Toplam 9 milyar dolarlık kredimizin olduğu bir sektör... Bunu sürdüreceğiz. Ama doğru bir proje ve belli bir özkaynak tutarının olması gerekiyor'' dedi.
 
Kredilere ilişkin de Özen, kredi büyümesinde herhangi bir değişiklik yapmadıklarını, ilk 3 ayda öngörülerin gerisinde kalınmasına rağmen yılın tamamı için aşağı yönlü revize yapmadıklarını, yapmayı da şu anda düşünmediklerini bildirdi.
 
Özen, bir soru üzerine, kredilerde temkinli gideceklerini, büyümek istedikleri alanlarda fırsat olduğunda, makro ortam düzgün, fiyat ortamı adil olduğunda bunu değerlendireceklerini söyledi.
 
''Kitle bankacılığı çok önemli olacak''
 
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Türkiye'de 52 milyon yetişkin nüfusun 26 milyonunun hala bankacılık hizmeti alamadığına dikkati çekerek, yetişkin nüfusun finansal hizmetlere ulaşım oranı yüzde 49 olan Türkiye'de bu alanda hala gidilecek çok yol bulunduğunu, burada kitle bankacılığının çok önemli olacağını söyledi.
 
Bireysel alanda 2010-2020 arasında Türkiye'de bankacılık sistemine katılması beklenen kişi sayısının 10-15 milyon olduğunu belirten Özen, küçük şehirlerde bankacılığın daha hızlı büyümeye başladığını, diğer şehirlerdeki kredi büyümesinin İstanbul, Ankara ve İzmir'deki büyümeden daha fazla olduğunu, bundan dolayı diğer illerde de şube açmanın büyük önem taşıdığını vurguladı.
 
Garanti Bankası'nın 4 ana alana ağırlık vereceğini ifade eden Özen, bunların finansal denge, bilgi ekonomisiyle müşteriye özel çözümler yaratmak, doğrudan ticaretin içinde yer almak ile bankacılık dışı segment ve işlemleri kapsayacak yeni çözümler üretmek olduğunu anlattı.
 
''Herkes zorlanmaya başladı''
 
Artan tüketimin etkisiyle kişilerin finansal dengelerini sağlamakta gittikçe daha da zorlandıklarına dikkati çeken Özen, ''Hane halkı tasarruflarının kredilere oranı yüzde 45'lere geldi. Herkes zorlanmaya başladı. Bankacılık sektörü olarak bunu görüp orada olmamız lazım. Müşterilerimizin harcamalarını, gelirlerine göre ayarlamakta yardımcı olmalıyız. Hatalarımız olabilir, ama ne yapıp edip daha iyi planlama yapmalarını sağlamamız gerekiyor'' diye konuştu.
 
Garanti Bankası'nın bono ihraçlarının bu sene devam edeceğini belirten Özen, bunun önümüzdeki dönemlerde artacak gibi göründüğünü vurguladı.
 
Sektörün kısa vadeli mevduata da uzun vadeli mevduata da ihtiyacı olduğunun altını çizen Özen, her vadede stopaj oranının düşmesi gerektiğine inandığını söyledi.

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama