Kredi faizleri yükselecek

MB’nin son kararı, yakında bankalarda kredi faizlerinde artırım, mevduat faizinde indirim yankısı bulacak.

23 Aralık 2010
Bu kez sadece içerdeki piyasa oyuncularının değil, dışarıdaki piyasa yapıcılarının da gözü geçen perşembe günü geç saatlerde yapılan Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu’nun toplantısından çıkacak sonuçtaydı. Gerçi piyasalar olası ‘karar’ı çoktan fiyatlamıştı.. Yani faizlerde radikal bir indirim kararı daha bekleniyordu. Yine de MB’nin yaklaşık iki yıldır, hem de krizin en ateşli olduğu dönemden itibaren girdiği yolun ‘nereye kadar’ devam edeceği, her kesimin kucağında pimi çekilmiş bir bomba gibi durduğunu söyleyenlerin sayısı az değil.

…Ve beklenen oldu Merkez Bankası politika faizi olan bir hafta vadeli repo faiz oranını yüzde 7’den yüzde 6.50’ye indirdi. Merkez munzam karşılık oranları ise toplamda (kısa ve uzun vade birlikte düşünüldüğünde) yüzde 6’dan yüzde 7.37’ye çıkardı.

Başbakan demeseydi

Eğer Başbakan Recep Tayip Erdoğan kasım ayının son günlerinde yaptığı bir konuşmada sıcak para ile ilgili endişelerini dile getirmesi MB’den böyle radikal bir karar çıkar mıydı? Bunu kestirmek zor. Çünkü alınan bu kararı “Türkiye’nin hızlı ekonomik canlanması ve yüksek enflasyon tehdidi nedeniyle yapılmış riskli bir strateji” olarak değerlendiren ekonomistlerin sayısı hiç de az değil. Daha kararın açıklandığı akşam özellikle yurtdışından gelen yorumlara bakıldığında alınan kararların altında "Yükselen enflasyon korkusu” yattığını ileri sürenler olduğunu belirtelim.

Yine de genel olarak MB”nin faiz indirim kararı son dönemde ülkemize giren sıcak paranın gelecekte yarabileceği tahribatı önlemeye, aynı zamanda artmakta olan cari açığa yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Merkez Bankasının politika faizini düşürürken munzam karşılıklarını artırmasının ekonomiye olan etkisinin nötr olabileceği konuşuluyor.

Ekonomi soğutulmadan…

Aslında sıcak para mevzuunu daha geniş bir perspektifle değerlendirmek için küresel faiz oranlarına bakmak gerekiyor. ABD’de kısa vadeli faiz oranı yüzde 0 ile 0.25 arasında iken, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranı ise yüzde 1 seviyesinde bulunuyor. ABD iki yıllık tahvil faizi yüzde 0.5 iken, Alman iki yıllık tahvil faizi yüzde 1 seviyesinde bulunuyor.

Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın politika faiz oranı ise son indirim sonrasında yüzde 6.5’e gerilerken, 8 Ağustos 2012 tarihli gösterge bileşik faiz ise yüzde 7.33 seviyesinde… Dolayısı ile faiz farkı Türkiye piyasalarını cazip kılıyor. Ülkeye giren para miktarının artması da TL’nin değerlenmesine ve ihraç mallarının pahalılaşmasına neden oluyor. Dolayısı ile Merkez Bankası bu kararı ile ekonomiyi pek fazla soğutmadan cari açık problemini önlemeye çalışıyor.

Riskler var

Karar sonrasında Merkez Bankası tarafından yapılan açıklama, “Mevcut konjonktürde iç ve dış talebin ayrışması, hızlı kredi genişlemesi cari açığı artırmakta, böylelikle finansal istikrara ilişkin riskleri gündeme getirmektedir” ifadesine yer verildi.

Öte yandan Merkez Bankası’nın politika değişikliğinin bazı riskler içerdiği de vurgulanıyor. Merkez Bankası’nın vermiş olduğu bu kararın cari açıkta düzelmeye yol açmayabileceği ve hatta politika faizindeki gerilemenin iç talebi güçlendirerek enflasyon artışına neden olabileceği ihtimalinden bahsediliyor. Merkez’in munzam karşılıklarını artırmasının ise bankaların kârlılıkları üzerine yük oluşturacağı söyleniyor.

26.7 milyar dolar girdi

İstatistiki verilere göre mevcut durumu açıklayalım: Ankara Ticaret Odası’nın(ATO) çalışmasına göre, bu yılın ilk on aylık döneminde Türkiye’ye net 26.7 milyar dolarlık sıcak para girdiği belirtiliyor. Ocak-Ekim döneminde Türkiye 3.6 milyar dolarlık kısmı hisse senetlerine, 10.2 milyar doları da Devlet İç Borçlanma Senetlerine olmak üzere toplam 13.8 milyar dolarlık portföy yatırım girişi yaşandı. Yabancıların Türkiye’ye getirdikleri 12.9 milyar dolarlık mevduat ile birlikte net sermaye girişi 26.7 milyar dolara ulaştı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerini aldığımız ING Bank Başekonomisti Segül Dağdeviren,

“Merkez Bankası birden fazla aracı birlikte kullandığı için toplamda ekonomiye etkisinin genişletici olmasını istemiyor. Nitekim bu amaçla da faiz indiriminin yanı sıra munzam oranlarını artırdı. Aynı zamanda kısa vadeli faizdeki hareketliliği artırmak için kendi gecelik faizleri arasındaki farkı da büyüttü. Ekonomiye net etkisine bakıldığında nötr bir etkiden bahsedebiliriz” diye konuşuyor.

Dağdeviren, Merkez Bankası’nın sıcak parada, kısa vadeli her türlü işleme karşı caydırıcı olmaya çalıştığını söylüyor. Merkez Bankası’nın bundan sonraki politikasının gelişmelere bağlı olacağını ifade eden Dağdeviren görüşlerini şöyle özetliyor:

“Ocak ayında da 50 baz puanlık bir indirime gidilebileceğini düşünüyorum. Fakat bunun dışında dengeleyici bazı artışların yapılması lazım. Kredi genişlemesine, yurt içi ve yurt dışından gelen fon akışlarına göre karar verecek. Diğer yandan bankacılığın mevduat yapısı çok kısa vadeli. Kısa vadeli munzam oranları artırıldı. Kâr üzerinde etkisi olabilir. Fakat bankacılık buna ya mevduat faizlerini düşürerek reaksiyon verebilir.”

Munzam karşılıkları meselesi

Bazı çevreler tarafından Merkez Bankası’nın kararının kredi mekanizmasında yavaşlamaya neden olabileceği yorumları yapılsa da bu konuda farklı düşünen isimler de var. Munzam karşılıklarında artışın süreceğini düşünen Finans Yatırım’dan banka analisti Aykut Sarıbıyık, “Politika faiz indirimleri devam eder ve bono faizleri de politika faizlerindeki düşüşü takip eder ise zorunlu karşılıklardaki maliyetlere rağmen canlı kredi talebinin sürmesini bekliyoruz. Munzam karşılık artışı, faiz indirimleri ile beraber geldiği sürece Merkez Bankası’nın daraltıcı politikası düşünülmemelidir” diye konuşuyor. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray

“İpler Merkez Bankası’nın elinde”

“Merkez bankası aldığı kararlarla ekonominin ısınma yönünde olduğundan endişe ettiğini ilan etti. Tabii ki cari açıktan da endişe ediyor. Dolayısı ile parayı sıkı tutmakta olduğunu, sıkı para politikası uygulamaya devam ettiğini ilan etti. Bütün bunların sonucunda faiz indirimi nominaldir ve sıkı para politikası devam etmektedir gibi karmaşık bir durum var ortada. Merkez Bankası’nın bu hamlesi sıcak parayı ve kredi genişlemesini yavaşlatmaya çalışan bir hamledir. Bu kararların tam olarak ne sonuç vereceğini öğrenmek için beklemek lazım... Bu karar bankaların kârlılıkları üzerine etki yaratabilir. Mevduat faizleri düştü. Bu iyi. Kredi faizleri aynı oranda düşmeyeceğe benziyor. Ben bankaların kârlılıkları üzerine beklenenin dışında (2011’de marjların daralması) daha fazla bir etkinin olabileceğini düşünmüyorum.”

Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan

2011’de krediler yüzde 15-20 büyür


“Alınan karar bankacılık sistemine likidite ve kârlılık anlamında yük şeklinde dönecek. Akabinde sistem bu yükü kaldırmak istemediği için büyük ihtimalle kredi faizlerine yansıtacak. Ocak ayından itibaren kredi faizlerinde biraz yükselme, mevduat faizlerinde biraz düşme gibi bir etki bekliyorum. Sistemdeki mevduatın ortalama vadesi yaklaşık 45 gün- 48 gün civarında. Dolayısı ise sisteme en büyük etki 45 gün civarında yüzde 6 olan karşılık oranlarının yüzde 7’ye çıkmış olmasından kaynaklanıyor. Genel çerçevede kredi büyümesinin 2011 yılında yüzde 15 ile 20 arasında olmasını bekliyorum.”

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama