Faiz indirimi işe yarar mı?

Şimdi “Acaba Merkez Bankası 20 Ocak günü faizi bir 50 baz puan düşürür mü” sorusu soruluyor. Çünkü işin fiyat istikrarı odağından saptığı görüldü

12 Ocak 2011
Bundan birkaç ay öncesine dek yaygın olan bekleyiş, Merkez Bankası’nın faiz arttırımına gideceği yönündeydi. Yurtiçinde de yurtdışında da Türkiye üzerine rapor yazan analistlerin ortak görüşü buydu. Oysa bankanın aklında olan ‘simyacı’ bir harekete girişmekmiş. Amaç da kendince, sıcak paraya cazip gelen koşulları azaltmakmış. Şimdi “Acaba Merkez Bankası 20 Ocak günü faizi bir 50 baz puan düşürür mü” sorusu soruluyor. Çünkü işin fiyat istikrarı odağından saptığı görüldü.

Sıcak parayı uzak tutmak için temel politika faizini düşürmek, (hatta daha da düşürüleceğine dönük bir izlenim bırakmak) sıcak parayı bir cepten diğer cebe yönlendirmek anlamına geliyor. Mevduat için geleni, kâğıt alımına mı yönlendiriyoruz? Bunun kayıtlara yansıyan sonuçlarını ileride açıklanacak verilerde göreceğiz. Oysa Merkez Bankası, ‘simyacı’ politikayı ilan ederken verim eğrisinin de pozitif eğimli olmasını arzu ettiğini söylüyordu. Tasarladığının tersine gelişiyor sonuçlar.

Yılda 41.5 milyar $

Dün açıklanan ödemeler dengesi sayıları, kasım ayında da sıcak para akımının devam ettiğini söylüyor. Son 12 ay hesabıyla bakılırsa 44.8 milyar dolarlık cari açığa, 55 milyar dolar finansman sağlamışız. Buna ilave olarak 4.3 milyar dolarlık da nereden geldiği henüz tanımlanamayan (NHN) giriş var. Cari açığın finansmanını aşan kısım, 14.4 milyar dolarlık rezerv artışı olmuş. İşte bu finansman tablosunda yer alan 55 milyar doların 37 milyar doları sıcak para.

Merkez Bankası’nın sıcak para tanımına net hata ve noksan kaleminin de dahil edildiğini dikkate alarak, 41.5 milyar dolar olarak hesapladığım sıcak paranın son 12 aydaki alt dilimlerine bakalım, nasıl bir tablo var?

Son 12 ayda giren sıcak paranın kabaca yüzde 12’si; 5 milyar dolara yakın hisse senedi girişi olmuş. Yüzde 22’si ise 9 milyar dolarlık tahvil yatırımları. Yani 14 milyar dolarlık bölüm, toplamın yüzde 34’e yakın bölümü kısa vadeli faizle doğrudan bağlantılı değil. Geriye kalanın 12.8 milyar dolarlık bölümü (yüzde 30), ağırlıkla yurtdışı bankalardan gelen mevduatlardan oluşuyor. Bankaların yurtdışından sağladıkları kısa vadeli krediler 10.7 milyar dolar (yüzde 26). Net hata ve noksan kalemi de 4.3 milyar dolarla yüzde 10’luk bir dilim oluşturuyor.

Örtülü ‘ayarla’ önlem

Yurtiçindeki kısa vadeli faizlere duyarlı sıcak para kategorisine girecek kalemler; yurtdışındaki bankalardan gelen mevduatla bankaların yurtdışından sağladıkları kısa vadeli krediler. Ülkeye son 12 ayda giren 41.5 milyar dolarlık sıcak paranın yarısından fazlası bu grupta. 23.5 milyar dolarlık tutar, yabancı para mevduat ve kısa vadeli banka kredisi olarak girmiş. Bu kalemleri etkileyecek doğrudan önlemler alındı mı? Hayır. Sadece bu kalemlerle ilgili olarak otoriteler tarafından bankalara örtülü bir ‘ayar’ verildi, bir belirsizlik havası yaratıldı, o kadar. Bu paraların ‘yüksek TL faizi’ nedeniyle girdiğini, yarım puanlık indirimin caydırıcı olacağını düşünen Merkez Bankası bile, enflasyon yüksek olduğu için faizin de yüksek bir yerde olduğunu unutmuş!

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama