Bankalar yeniden trilyoner

Çalışan sayısında tarihi rekor

20 Ocak 2011
Türk bankacılık sektöründe 2010 yılında şube sayısı ve çalışan sayısı açısından tüm zamanların rekoru kırıldı. Paradan 6 sıfırın atılmasından altı sene sonra bankalar yine trilyonluk bilanço büyüklüğüne ulaştı. 2009 yılı sonunda 9 bin 27 olan şube sayısı 2010  sonunda 9 bin 465’e, 172 bin 403 olan çalışan sayısı da 178 bin 504 kişiye yükseldi. Tüm bankaların katılım bankaları dahil toplam aktifleri de 2010 yılı sonunda henüz kesinleşmeyen son verilere göre 1 trilyon TL’yi aştı. 


Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bankacılık sektöründe 2010 yılını değerlendirdiği toplantıda, “Yıl sonu itibarıyla ulaşılan en yüksek çalışan sayısı ve şube sayısı ile 2010 yılında tüm zamanların rekoru kırıldı. Nüfusa oranla çalışan ve şube sayısı artıyor. Bu açıdan  verilerde iyileşme görüyoruz. Bankacılık sisteminde 2010 yılı sonunda toplam aktiflerin, katılım bankaları  dahil, 1 trilyon 15 milyar lira civarında olmasını tahmin ediyoruz” dedi. Keskin, bankacılık sektöründe 2010 yılını değerlendirdiği basın toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomide geçen yıl kaydedilen gelişmelere değinerek, enflasyonda hedefin tuttuğunu, faiz oranının düşmeye devam ettiğini, TL'ye olan talebin güçlü kaldığını, sermaye girişinin hızlandığını, kredi notunun yükseldiğini anlattı.

Bu doğrultuda bankacılık sektörünün kredi büyümesi için son çeyreğin ''güzel bir ortam'' sağladığını dile getiren Keskin, ''Böyle bir ortamda bankalar kredi vermesin de ne yapsın?'' dedi.

Şu anda Türkiye'nin gündeminde istikrar içinde yavaşlama olduğuna dikkati çeken Keskin, iktisat teorisinde büyümeden yavaşlamaya geçişte çok fazla aracın bulunmadığını, dolayısıyla bu sürecin aslında zor olduğunu söyledi.

Türkiye'de büyümenin yurt dışı kaynaklara çok bağlı bir olgu olduğunu, yurt dışından sermaye geldiğinde büyümenin daha hızlı gerçekleştiğini, sermaye çıkışında ise bir yavaşlamanın görüldüğünü ifade eden Keskin, bu nedenle Türkiye ekonomisiyle ilgili önlemler açıklandığında bu önlemlerin sermaye hareketleri üzerindeki etkisini çok iyi analiz etmek gerektiğinin altını çizdi.

ÇALIŞAN SAYISINDA REKOR
Türk bankacılık sektöründe 2009 sonunda 9 bin 27 olan şube sayısının 2010 sonunda 9 bin 465'e, 172 bin 403 olan çalışan sayısının da 178 bin 504 kişiye yükseldiğini vurgulayan Keskin, ''2010 yılı sonu, tüm zamanların yıl sonu itibarıyla ulaşılan en yüksek çalışan sayısı ve şube sayısı oldu. Bu açıdan verilerde iyileşme görüyoruz. Nüfusa oranla çalışan ve şube sayısı artıyor'' diye konuştu.

Bankacılık sektörünün ulaştığı büyüklüklere işaret eden Keskin, ''Bankacılık sisteminde 2010 yılı sonunda toplam aktiflerin, katılım bankaları dahil, 1 trilyon 15 milyar lira civarında olmasını tahmin ediyoruz'' dedi.

Türk bankacılık sektörünün risklerine ilişkin ise Keskin, şunları kaydetti:
''Şu anda bilançonun yüzde 50'den fazlası kredi riski. Dolayısıyla bankaların taşıdıkları riskin önemli bir kısmı bu. Bankacılık sisteminde risklerin en tepesinde kredi riski bulunuyor. Vade yapısından dolayı eğer faiz oranları yukarı doğru giderse, bankacılık faiz riskiyle de karşı karşıya kalır. Yani faiz riski de bankacılık sisteminin gündeminde. Net pozisyon olarak baktığınızda ise yüksek bir kur riski yok. Ama bankaların müşterilerinin kullandığı yabancı paradan dolayı bir risk olursa, bu kredi performansını da etkileyebilir. Likidite riskini ise daha alt sıralarda görüyorum. Çünkü, Merkez Bankası her zaman bu konuda sektörü rahatlatan bir tutum içinde olmuştur. Ama likidite yaklaşımı, bundan sonra daha zor olacak.''

ÖZ KAYNAK KARLILIĞI
Keskin, bankacılık sektöründe öz kaynak karlılığının 2010 yılında 2 puanlık bir gerilemeyle yüzde 16'ya düştüğüne dikkati çekerek, bankaların öz kaynak karlılığının bugünkü verilerle 2011 yılında yüzde 12 civarında olmasını beklediklerini ifade etti.

Mevduatın vadesinde ise bir değişme olmadığını belirten Keskin, ''Mevduatın vadesi ortalama 3 ay. Ama bir mevduat sahibinin bankaya geldikten sonra o bankada kalma süresi 5 yıldan aşağı değil. Faizler yükselirse pasif daha kısa, aktif daha uzun olduğu için bu bankaların karlılıklarını önemli ölçüde etkileyecek'' diye konuştu.

KREDİ ARTIŞI
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bankacılık sisteminin hala güçlü bir kredi verme potansiyeline sahip olduğunu, yeterli öz kaynakları bulunduğunu ve kredi verecek müşteri aradığını vurguladı. Keskin, kredilerdeki artışa değinerek, bankacılık sisteminin kredilerinin son çeyrekte diğer 3 çeyrekten daha hızlı arttığını, hatta son çeyrekte neredeyse ilk yarıdaki artış kadar bir artışın söz konusu olduğunu, özellikle KOBİ kredilerinde ciddi bir büyümenin göze çarptığını söyledi.

Son çeyrekte toplam mevduatta da önemli bir artış olduğunu belirten Keskin, Aralık 2010 itibarıyla bankacılık sisteminde TL mevduatının yüzde 84'ünün TL krediye, yabancı para mevduatının ise yüzde 79'unun krediye dönüştürüldüğünü ifade etti.

2009 yılı sonunda yüzde 5,7 olan tahsili geçikmiş alacakların kredilere oranının Aralık 2010'da yüzde 3,9'a gerilediğinin altını çizen Keskin, takipteki tüketici kredilerinin oranının yüzde 4,3'den 2,8'e, takipteki kredi kartları oranının yüzde 11,6'dan 8,7'ye, takipteki kurumsal kredilerin 5,3'ten 3,6'ya düştüğünü, genel trendin aşağı doğru bir seyir izlediğini kaydetti.

Merkez Bankası'nın izlediği politikaya işaret eden Keskin, ''Bankacılık sistemi, 2008'den itibaren Merkez Bankası hangi sinyalleri gönderdiyse o sinyallere göre hareket ediyor. Yani Merkez Bankası'ndan gelen sinyaller bankacılık sisteminde değerlendiriliyor'' dedi.


"ARJANTİNLİ TERSİNİ YAPIYOR"
Bu yılki gözlemlerinden birinin hane halkının kurlar yükselmeye başladığında döviz satması, kurlar düştüğünde döviz alması olduğuna işaret eden Keskin, ''Daha önceden Dünya Bankası'nda bulunmuş, şu anda bir yatırım bankasında çalışan iki Arjantinliye geçen gün bunu söylediğimizde şaşırdılar ve Arjantin'de durumun tam tersi olduğunu söylediler. Orada kurlar yükseldiğinde insanların döviz aldıklarını, kurlar düştüğünde döviz sattıklarını söylediler. Bu yılki verilere baktığınız zaman söylediğimizi çok net göreceksiniz. Örneğin; gerçek kişilerin döviz tevdiat hesabı Haziran ayında 70 milyar dolara çıkmış, sonra 62 milyar dolara gerilemiş'' şeklinde konuştu.

Keskin, tüketici, konut ve bireysel kredi kartlarındaki gelişime de değinirken, 2010 yılında tüketici ve konut kredilerinin yüzde 38 oranında, bireysel kredi kartlarının yüzde 21 oranında arttığını, konut kredilerindeki artışın yüzde 35, taşıt kredilerindeki artışın yüzde 28 olduğunu, genel olarak yüzde 33'lük bir artış olduğunu söyledi.

''KOBİ KREDİLERİ YÜZDE 39 ORANINDA ARTTI''
Geçtiğimiz yıl KOBİ kredilerinin yüzde 39 oranında arttığını belirten Keskin, artışın mikro işletmelere kullandırılan kredilerinde yüzde 28, küçük işletmelere kullandırılan kredilerde yüzde 40, orta büyüklükteki işletmelere kullandırılan kredilerde yüzde 48 olduğunu, toplam KOBİ niteliğindeki müşteri sayısının yüzde 9 arttığını bildirdi.

KOBİ'lere verilen kredilerde tahsili gecikmiş alacakların tüm kategorilerde düştüğüne dikkati çeken Keskin, en fazla düşüşün yüzde 16 ile küçük işletmelere kullandırılan kredilerde görüldüğünü, işletme başına kredi miktarının bir KOBİ'de ortalama 100 bin liranın biraz altında gerçekleştiğini ifade etti.


''ÜCRET VE KOMİSYONLAR ARTIRILMAYA ÇALIŞILACAK''
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Keskin, bankacılık sektöründe 2011 yılının ilk çeyrek beklentilerine değinirken, ''Bankacılık sistemi hala güçlü bir kredi verme potansiyeline sahip. Yeterli öz kaynakları var. Bankacılık sistemi, hala kredi verecek müşteri arıyor'' dedi.

Bugünkü veriler dikkate alındığında sermaye hareketleri ve Merkez Bankası'nın döviz alımlarının likidite miktarında belirleyici olacağına değinen Keskin, beklentilere ilişkin şunları kaydetti:

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama