Vatandaş bankanın insafına bırakılmasın

Davos Zirvesi'nin önemli gündem maddelerinden biri olan sıcak paranın kontrolü tedbirleri doğrultusunda, vatandaşa yine sürpriz çıktı: Tüketimde düşüş sağlanamaması durumunda, taşıt ve tüketici kredilerindeki vergi oranları artırılacak. Tüketiciler ise bu duruma tepkili. TÜDER Başkanı Engin Başaran, "Kredilerin vergilerine dokunup vatandaşın sırtına yapışmak, tüketiciyi bankaların insafına bırakmak doğru değil" dedi

08 Şubat 2011
ABD kaynaklı küresel finans krizi ile birlikte yatırımcıların yeni adresi gelişmekte olan ekonomiler oldu. Bu tür yatırımlar arasında sıcak para olarak tanımlanan kısa vadeli fonlar, girdiği ülkede yerel para biriminin değerini yükseltirken ihracat önündeki en büyük problem olarak görülüyor.

DAVOS'TA DA KONUŞULDU

Dünya Ekonomik Forumu olarak da bilinen Davos Zirvesi'nde en önemli gündem maddelerinden biri sıcak para riskiydi. Finans Enstitüsü (IIF), Davos'ta açıkladığı raporda bu yıl gelişmekte olan ülkelere yönelecek sıcak paranın yüzde 66 artacağını yazdı. IIF, sıcak paranın beraberinde riskler taşıdığı uyarısında da bulundu.

VERGİ SİLAHI KILIFINDAN ÇIKTI

Davos Zirvesi'nde çok konuşulan sıcak paranın kontrolü tedbirleri doğrultusunda, ekonomi yönetimi de harekete geçti. Munzam karışıkların artmasının da yetmemesi durumunda, yeni tedbirler gündeme gelecek. Bunlardan en önemlileri ise, taşıt kredileri ve tüketici kredilerinin vergilerinin artırılması. Merkez Bankası son olarak aldığı kararla, TL'deki zorunlu karşılıkların artırılmasına ilişkin karar almıştı. Bunun tüketim üzerindeki etkilerini markaja alan ekonomi yönetimi de, tüketimde düşüş sağlanamaması durumunda, vergi silahını kullanmaya hazırlanıyor. Tüketici için yeni bir mağduriyet kapısı aralanırken, bankalar da bu dönemdeki kayıplarını tüketicinin sırtına yüklemeye hazırlanıyor.

TÜKETİCİ VE TAŞIT KREDİSİ AĞIRLIKTA

Buna göre, halen taşıt kredilerinde yüzde 5 olarak tahsil edilen Banka Sigorta Muameleleri Vergisi'nin (BSMV) yüzde 10'a yükseltilmesi planlanıyor. İnşaat sektörünü olumsuz etkileyeceği tahmin edildiği için henüz konut kredilerinin vergilerinde bir düzenlemeye gidilmedi; bu yüzden vergi artırımlarının ağırlıklı olarak tüketici ve taşıt kredilerinde yapılması planlanıyor. Ekonomi yönetimi, daha önce de tüketici ve taşıt kredileri üzerindeki KKDF kesintisini yüzde 10'dan yüzde 15'e çıkarmıştı. Bu kazancın haksız olduğunu düşünenleren biri de Tüketiciler Derneği (TÜDER) Başkanı Engin Başaran... Başaran, bu durumun 4077 sayılı Tüketici Kanunu'na aykırı olduğunun altını çizdi.

Başaran, bu konuda KKDF artışındaki gibi geriye dönük bir açık kapı bırakılırsa, halkın da boyun eğmesi durumunda, sorunların daha da büyüyeceğini vurgulayarak, "Tüketici bankaların insafına bırakılmaz" diye konuştu.

BÜTÇENİZİ DOĞRU HESAPLAYIN

Vatandaşın da bilinçli bir şekilde hareket etmeden kredilere başvurduğunu belirten Engin Başaran, "Geri dönemeyen kredi sayısında çok ciddi bir artış var. Hem konut kredilerinde hem de taşıt kredilerinde. Üstelik konut kredileri mortgage ile alınan krediler olduğu için tüketiciler açısından ciddi riskler içeriyor. Ödeyemediğniz zaman fazla beklemeden banka evinizi ipotekle satma grişimi gösterebiliyor. Dolayısıyla hem alacağınız ev elden gitmiş oluyor hem de bankadan aldığınız parayı ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu konuda tüketiciler bütçe yapmasını iyi bilmek durumundalar" diye konuştu.

Bilgimiz dışında KKDF alınıyor

Maliye Bakanlığı 2004 yılında benimsediği görüşün aksine bir görüş bildirince olan kredi kullanan vatandaşa oldu. Bakanlık 2004'te yapılan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) değişilkliğinde yeni KKDF oranlarının kararın yayımlandığı tarihten sonra kullanılan krediler için geçerli olduğu belirtilmişti. Bankalar da bu görüşe dayanarak, eski KKDF oranı olan yüzde 10'luk kesintinin devam edeceğini düşünüyordu. Bankalar Birliği bazı bankaların tereddütü üzerine Maliye'ye bu oranın mevcut kredilerde uygulanıp uygulanmadığını sorması üzerine, Maliye mevcut kredi taksitlerinin yüzde 15 KKDF kesintisiyle ödeneceği yönünde görüş verdi. Yasal olarak artışın uygulanması her ne kadar doğru görünse de bu oranın mevcut krediler için de uygulanması çok sayıda tüketiciyi mağdur etti. Bankaların yeni oranı mevcut kredilere de yansıtmasının özellikle 4077 sayılı Tüketici Kanunu'na aykırı olduğu açıkça gözlenirken, bankaların, gelir kaybının faturasını olduğu gibi tüketiciye yansıtması haksız ve hukuksuz kazanç olarak öne çıktı. Öte yandan, KKDF faizli kredilerden alınan bir oran olarak biliniyor. Oysa ki, bazı bankalar faizsiz krediler veriyor. Bu bankalardan birini aradığımızda ise KKDF tutarının tüketiciye verilen kredi miktarından kesildiği söylendi. Yani, vatandaşa sunulan krediden onun bilgisi dışında KKDF kesintisi yapılıyor.

Maliye Bakanlığı topu bankalara attı

KKDF artışından sonra bankalar başta olmak üzere, Bankalar Birliği, Maliye Bakanlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na konu hakkında itirazlarını yazılı olarak bildirdiklerini ifade eden Başaran, "Hepsi seyirci kaldı. Maliye Bakanlığı topu atarak, bankalara geriye dönük alın demediklerini söyledi. Birilerinden mi korkuluyor bilmiyorum ama insanlar bu konuda çok acı çekiyor. Örneğin, Bakırköy Kaymakamlığı'nda hakem heyetine KKDF fonu ile ilgili dilekçesini götüren bir vatandaş kasım ayında götürdüğü dilekçe için şubata gün alıyor. Normalde hakem heyetleri 3 ay içinde karar vermesi gerekirken, yasal süreyi geçtikten sonra gün veriyor. Bundan nasıl bir karar çıkmasını beklersiniz ki?" dedi.

Tüketicinin sırtına yapışmak yakışmıyor

Bunun sadece tüketicinin zararına olmadığını, devlet bütçesini de etkilediğini vurgulayan Başaran, "Doğru olan vergileri ve fonları artırmak değil. Bir yandan fonlar artırılırken, bir yandan da geriye doğru işlemesine seyirci kalacak ve bu kapıyı açacak bir davranış içinde olmayı ne bir yetkiliye ne de bankalara yakıştıramıyorum. Kredilerin vergilerine dokunup daha fazla nasıl gelir elde ederim'in peşine düşmek, tüketicinin sırtına yapışmak anayasasında sosyal devlet yazan bir ülkeye yakışmıyor" dedi.

Sıcak para ülke ekonomisini etkiler

Türkiye'ye geçtiğimiz yıl 16 milyar doların üzerinde sıcak para girdiği belirtilirken, son dönemde Merkez Bankası tarafından alınan faiz kararı ile bu fonlardan kısa vadeli olan 6 milyar dolardan fazla miktar ülkeden çıktı. Bu çıkışla birlikte TL yabancı para birimleri karşısında yüzde 5'e yakın değer kaybetti. Bu göstergeler sıcak paranın ülke ekonomisine kısa sürede ne kadar büyük bir tesirde bulunduğunun göstergesi. Ülke ekonomisine giren para miktarı ne kadar büyük olursa çıktığı zaman bırakacağı etkide o kadar büyük tahribatlara sebep oluyor.

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama