Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike resesyon mu?

"Krizin yörüngesinden çıkamayan dünya yeni bir kritik dönemeçten geçiyor. Riskler çok fazla. Sıkı tedbirler alınmazsa sonuçları kaçınılmaz olur” diye uyarıda bulunuyor Ata Yatırım Başekonomist Nurhan Toğuç. Bu sözlerden ekonomi yönetimin piyasaları daha da sıkılaştırıcı tedbirleri açıklamasının çok uzun sürmeyeceğini anlıyoruz. Toğuç, aşırı kredi büyümesinin Türkiye’yi resesyona sürükleyebileceğine de dikkat çekerek hükümetin aldığı önlemlerin isabetli olduğunu ve Türkiye’ye yabancı banka girişlerinin

23 Mayıs 2011
Rekor cari açığın yarattığı korku uzun zamandır ekonomi yönetiminin dillendirdiği ancak net olarak açıklamadığı önlemlerin ilk adımı uzun bir süredir kredi hacmi büyümesi ve bankaların aşırı karında rahatsız olan hükümetin bankalarla arasına koyduğu mesafeden de anlamak mümkün.

Merkez Bankası’nın munzam karşılıklarla sürdürdüğü politakaya önümüzdeki haftada devam etmesi beklenirken swap işlemlerine  zorunlu karşılık da bir seçenek olarak masada bekliyor.

Haftanın son gününde seçimden sonra ekonomide eşgüdümü sağlamlaştırmak için Hazine, BDDK, Merkez Bankası , SPK ve TMSF’yi de içine alan Finansal İstikrar Komitesi’ne gideceklerini açıkladı Ali Babacan. Böylece aslında birbirini etkileyen ancak bağımsız kararlar alan bu kurumlar bir çatı altına alınarak önümüzdeki günlerde oluşabilecek risklere karşı ortak bir karar mekanizması oluşturulması amaçlanıyor.

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN RİSKLER NELER?
Peki hükümeti bu önlemler almaya yönelten ne? Hükümetin bu kadar geniş çaplı önemlerinin altında ne yatıyor? Nelere karşı  tedbir alınıyor? Dünya ekonomisi başta olmak üzere Türkiye’yi bekleyen riskler neler? Başta Ali Babacan olmak üzere Sanayi, Enerji, Dış Ticaret ve Maliye Bakanı hatta son olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de Siirt’teki bir açılış konuşmasında risklerin farkında olduklarına işaret ederek  çevre ülkelerdeki politik gelişmeler karşı Türkiye’nin hazırlıklı olmasını ve altını çizmese de en büyük cari açık kalemi olan enerjide dışa bağımlılığın 2015 yılına kadar çözülmesi gerektiğini söyledi.  Bankalar üzerinden gidersek hükümetin bankalar üzerindeki baskısının sadece kredi hacmi ile sınırlı olmadığını biliyoruz artık. Kriz sürecinin lokomotif sektörü bankacılığın bir anda diğer sektörleri geride bırakacak kadar büyümesi ve karlar etmesi yabancıların sektöre iştahını iyiden iyiye arttırdı. Yabancı ilgisini de içine katarak büyümesini sürdüren bankalar ucu resesyona varacak kadar bir dizi ciddi riski barındırıyor.

Yabancı bankaların büyüyen Türkiye pazarında yönelmesinin amacı elbette yüksek karlılık ve Türk bankalarının  çevre ülkelere yönelik genişleme performansları.

Nurhan Toğuç, bankaların bu denli büyümesinden ekonomi yönetimin rahatsız olmasını şöyle açıklıyor: “Hükümet bankaların ekonomide riskler oluşturacak şekilde yapılanmalarını istemiyor.ABD’de yaşanan mortgage krizi ortada.Batmayacaklarına inanılan ancak battıklarında ekonomiler için riskleri artıran bankalar istenmiyor. Onun yerine  orta ölçekte ve riskleri paylaşan bir yapı oluşmalı görüşündeler. Üstelik bankacılık sektöründe rekabeti önleyecek bir- iki büyük bankanın tekeline sıcak bakılmıyor. Örneğin, dünya da  HSBC ya da Citibank gibi devasa bankalarda yaşanacak bir krizin sadece kendi ülkelerinde değil bulundukları diğer  ekonomilerde de yaratacağı sorunlar bu kadar göz önünde iken bu oluşumlara geçit vermeyecek önlemler de gerçekçi bulunmalı”

YABANCI BANKALAR TOKSİK VARKLIKLARI BULAŞTIRABİLİR
Hükümet tarafından bankalara yönelik kararlar sektörde ses bulurken yabancıların Türk bankalarına yönelik ilgileri de henüz  bitmiş değil. Son haftlardaborsada özellikle yabancı yatırımcının bankacılık hisselerinden çıkma eğilimi bir yana bankaların 2011 karlılık beklentileri düşmüş olsa da  yabancı bankalar  Türkiye’de hala alım fırsatı kollamaya devam ediyorlar.

Ve alınan önlemlerle bu ilginin bir ölçüde  azaltılması hedefleniyor. Yabancı yatırımların gelişinde ilginin daha rekabetçi, ihracatta daha avantajlı, teknoloji gibi sektörlere kaydırılması gerektiğini kaydeden Nurhan Toğuç,  doğrudan yabancı yatırımlarda finansal sektörleri davet eden teşvik eden uygulamalardan vazgeçilmesi zorunluluğunu dile getiriyor. Ve şunları söylüyor: “Yabancı bankalar Türkiye’ye geldiklerinde toksik varlıkları ile birlikte geliyorlar. Cari açık noktasında kırılgan, düşük ihracatçı yapısı, enerjide bağımlılığı ve  iç talep ağırlıklı büyümesi Türkiye’yi toksik varlıklar noktasında sıkıntıya sokacaktır. Tabii bu önlemler iç talebin giderek büyüdüğü Türkiye’de yabancıları durdurmayacaktır. Onlar bir şekilde Türkiye’ye girmenin yollarını arayacaklardır.Türkiye’nin bölge lideri olma çabası bunu destekliyor çünkü”

EKONOMİYİ ŞOKA SOKABİLİRLER
 “Ancak bu yatırımların uzun vadeli görünse de kar amacı güttüğü ve karın olmadığı durumda hızla parayı transfer edecekleri ve piyasaları şoka sokacakları gerçeğini de gözardı etmemek gerekiyor. Bu nedenle öncelikle Türkiye’de doğrudan yabancı sermayeyi teşvik edecek, nano teknoloji, gen teknolojisi, ilaç ve biyo -teknoloji gibi  daha uzun süreli ve rekabet avantajı yaratabilecek sektörleri desteklemek gerekiyor.”

“ÖNLEMLER ETKİLİ OLACAK”
Başta Merkez Bankası olmak üzere ekonomi yönetimi  alınacak kararlar noktasında başarılı bulduğunu vurgulayan Nurhan Toğuç, ithal vergisinde artış ve  kredi kartlarına sınırlama getirilmesinin cari açığın en etkili silahı olduğunu söyledi.

Toğuç, cari açığın tetikleyen Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını giderecek nükleer enerjide geç kaldığına da dikkat çekerek, “Bunca yıldır ertelenen yatırımların bir an önce tamamlanarak Türkiye’nin yapısal sorunu cari açığın kapatılması gerekli” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE AĞIR BEDEL ÖDER
Türkiye’nin her 3 yılda bir büyüyen sonra gerileyen bir yapısı olduğunu altını çizen Toğuç, “ Eğer ekonomi yönetimi bugün bu tedbirleri almazsa önümüzdeki süreçte çok ağır bedeller ödeyecek.Temkinli ve sürdürebilir bir büyüme stratejisine ihtiyaç var. Konjonktür bunu gerektiriyor” dedi ve  şu değerlendirmede bulundu: “ Dünya hala çok iyi durumda değil.Kendi ülkenizde her şey yolunda olsa bile diğer büyük ekonomilerde yaşanabilecek şoklar bütün dengeleri bozacaktır.Global riskler artacak. Dolar rezerv para olacak mı belli değil. ABD’de durum kötü, Japonya  sıfır faize rağmen 10 yıldır hala resesyonda.Bunlar 2011 ve 2012’de de işlerin istediğimiz gibi gitmeyeceğini gösteriyor. Dünya yeniden kritik bir dönemeçte”

KREDİLER KESİLİRSE REEL SEKTÖR NE YAPACAK?
Nurhan Toğuç, “Krizde en büyük  darbeyi alan reel sektör kredi muslukları kesilince daha da zor duruma düşmez mi? şeklindeki sorumuzu ise şöyle yanıtladı: “Türkiye ‘de artık şunu öğrenmek gerekiyor ki  o da yeni finansal kaynaklar yaratma zorunluluğu.Yeni finansal araçlarla borçlanma yani borsalarda halka açılarak açılanlar ise ikincil halka arzlarla bankalar dışında borçlanmayı öğrenmek zorunda.Merkez Bankası düşük faiz , munzam artışları ile kredi maliyetlerini yükselterek tüketiciyi korumak zorunda. Şunu gözden kaçırmayalım. Birincisi Türkiye hane halkı tüketimi ile büyüdü. İkincisi kredi talebi 2-3 yıl daha canlı kalabilir. Üçüncüsü, dışarıdan gelen rezervlerin bir anda çıkışı ciddi şoklara neden olabilir.Dördüncüsü ise yabancı gelişleri spekülatiftir. Aşırı kredi büyümesinin sonucu resesyondur. Ve tehlikelidir. Sadece bankacılık sektörünün karını gözeterek  diğer sektörleri ve ekonomiyi tehlikeye atamazsınız. Spekülatif giriş ve çıkışların kontrolü zorunludur şu durumda”

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama