Krediler nasıl gidiyor?

08 Haziran 2011
Türkiye bugün aynen 1968 gibi (üniversiteden mezun olduğum yıldır) çok aşırı şekilde bölünmüş durumda. O yılların bölünmüşlüğü 15 yılık bir süre içinde binlerce insanın hayatını karartmıştı. Umuyorum ki bugünkü bölünmüşlük 1968 sonrasına benzer sonuçlar üretmez.
Toplumumuz tamamen siyasete endeksli bir toplum. Ekonomiden fazla anladığımızı da söyleyemem. Bu nedenle ekonomik görüşlerimiz çoklukla siyasete endeksli. Yani ekonomik görüşlerimiz de bölünmüşlüğü aksettiriyor.
Halbuki dünya bugün önemli bir krizden geçiyor. Eski Avrupa, özellikle de Güney Avrupa yani Fransa dahil, Belçika, Hollanda, Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Eğer güçlü ülkeler toparlanıp, Almanya da insafa gelip değişik bir kurtarma operasyonu organizasyonunda başarılı olunamazsa, Avrupa'nın beş on yıl sürünmesi bizim de felaketimiz olacaktır. Çünkü Avrupa bizim temel ihracat bölgemiz! Kaldı ki Kuzey Afrika ve Ortadoğu da ciddi problemler ve bölünmeler yaşıyor ve bu da petrol fiyatlarına aksederse bu da bizim için çok kötü bir gelişme olur.
Bu nedenle ülke içinde ne yaptığımız konusunda çok dikkatli olmalıyız.
Merkez Bankası 2010 sonunda riskleri algılamıştı. Topluma 'Zaman borç alma zamanı değildir, zaman ancak özvarlıkla tüketim ve yatırım yapma zamanıdır. Döviz değil Türk Lirası kaynak kullanın, kısa vadeli değil uzun vadeli yaklaşın!' dediği zaman çoğumuz takmamıştık.
Sonraki gelişmeler çerçevesinde Merkez Bankası'nın ne kadar ayağı yere basan öngörülerden hareket ettiği ortaya çıktı. Bu sefer de sıcak para ve cari denge açığına dönük aldıkları faiz ve mevduat karşılık önlemleri çalışıyor mu çalışmıyor mu polemikleri, bölünmüşlüğün temel göstergesi oldu. Merkez Bankası'nın aldığı kredi azaltma önlemleri sonuçları en yakından takip edilen gösterge haline geldi. Ancak toplum bu konuda kime güvenecek?
Bence ülkemizde kredi gelişmesinin gidişatı konusunda en yakından takibi yapan ve 'bölünmemiş bir kişi' olan, BCG Partners adlı finansal kuruluşun Baş İktisatçısı Özgür Altuğ adlı araştırmacı.
Aşağıda Özgür Altuğ'un kredi gelişmeleri konusundaki son analizini kısaltarak aktarıyorum. Araştırmacı eldeki tüm son kredi verilerini toplamış, biz de aktarıyoruz.
BDDK'nın son verilerine göre, haftalık kredi verilerine bakıldığında yıllık kredi artışı yüzde 35 oranından yüzde 35.6 oranına çıkmış. Halbuki Merkez Bankası'nın hedefi oranın yüzde 25 civarına inmesiydi.
Bu arada toplam kredilerin bir alt kalemi olan tüketici kredilerinin de yıllık yüzde 42.1 düzeyinde artıştan 42.2 düzeyine geliştiğini de ekleyelim.
Bu son verilere dayanarak hesaplanan 52 haftalık Kredi/GSYİH tahmini oranı 13.3 değerinden 13.6 değerine yükselmiş bulunuyor. Bu oran tahmini hesaplara göre temmuz ayında yüzde 11 düzeyine inerse yılsonunda yıllık yüzde 25 kredi artışı hedefi yakalanabilir gibi gözüküyor.
Son haftanın kredi artışı ise (mayıs ayının son haftası) yüzde 1.4 olarak gerçekleşmiş. Bu çok yüksek bir artış oranı sayısı ama Özgür Altuğ döviz kurlarında mayıs ayının son haftasında eşit ağırlıklı dolar-euro sepetinin yüzde 1.5 değer kaybetmesi de bu zıplamada önemli faktör diyor.
Ancak yılbaşından bu ana kadar olan kredi artışına bakıldığında kredi artış oranı yüzde 12.6. Bu da yıl sonu hedefi ile uyumlu olarak yorumlanabilir. Tabii Aralık 2010 tarihinde kredilerde büyük bir artış olduğunu da unutmayalım. Yılbaşından bu yana olan artış da, Aralık 2010 patlamasını dışarıda bıraktığından tam gidişatı temsil durumunda değil.
Merkez Bankası ise iki yeni gösterge takip ediyor. Birincisi, 2011 yılında hesaplanan dört haftalık artışın yıllıklandırılmış tüketici kredileri gidişatı yani büyüme oranı 2006-2010 ortalamasının altında gidiyormuş
Ve ikinci gösterge olarak da aynı şekilde hesaplanan ve döviz kuruna göre düzeltilmiş ve finansal kesime krediler dışarıda bırakılarak hesaplanmış toplam kredi gidişatı da hedefle uyumluymuş.
Okurlarıma 'bölünmek' yerine 'gerçekleşmeleri yakından izlemek' yaklaşımını tavsiye ediyorum.

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama