Bakan Şimşek'ten "Kredi Notu" Tepkisi

Maliye Bakanı Şimşek, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye yaklaşımlarına ilişkin, "Burada esas kredibilite kaybına uğrayan, kredi kaybeden, notları düşen Türkiye değil, kredi derecelendirme kuruluşları." dedi.

15 Eylül 2011
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye yaklaşımlarına ilişkin, "Burada esas kredibilite kaybına uğrayan, kredi kaybeden, notları düşen Türkiye değil, kredi derecelendirme kuruluşları." dedi.

"East Capital" konferansı sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şimşek, kredi derecelendirme kuruluşlarına ilişkin bir soru üzerine, piyasaların Türkiye'yi zaten çok daha yüksek kredi notuyla fiyatladığını ve risk primini o şekilde verdiğini söyledi.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının bunu görmediğini, görmezlikten geldiğini ifade eden Şimşek, "Bu, aslında bizim açımızdan değil kendileri açısından büyük bir talihsizlik. Burada esas kredibilite kaybına uğrayan, kredi kaybeden, notları düşen Türkiye değil, kredi derecelendirme kuruluşları... Bu konulara çok da kafa yormamak lazım. Ama Türkiye'ye karşı bir haksız uygulama olduğu ortada... Biz bunu kendilerine defalarca anlattık" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin makro ekonomik göstergelerindeki başarısına rağmen piyasalarda yaşanan hareketlilikle ilgili bir soru üzerine de Şimşek, piyasaların genellikle geçmişe bakmadıklarını, genelde 6 ay, 1 yıl sonrasına odaklandıklarına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa'da şu anda bir kamu borç krizi var. Bu borç krizinin bankalara yansıma riski var. Çünkü problemli olan ülkelerin tahvilleri kimin elinde diye sorduğunuzda önümüze Alman, Fransız, İtalyan veya başka bankalar çıkıyor. Dolayısıyla eğer bu ülkelerin herhangi bir şekilde borçlarını ödemede sıkıntıya düşme riski artarsa, bu bankaların da zarar yazma riski artıyor. Şu anda piyasalar bir anlamda bu gelişmelerden dolayı ve Avrupa'daki liderlerin sorunu çözmede kararlı davranamamalarından dolayı global büyüme beklentilerini aşağıya çektiklerini görüyorsunuz. Global büyümeye ilişkin beklentiler düşünce, genellikle gelişmekte olan ülkelerin varlıklarından yatırımcılar kaçar. Bu tipik bir tepkidir. Ama bütün bunlara rağmen ortalık yatışınca, temelleri sağlam olan ülkelerin varlıkları takdir edilir. Ama kısa vadede çok ciddi belirsizliklerin olduğunu kabullenmek lazım. Bu belirsizlikler, global büyüme beklentilerini olumsuz etkiliyor. Beklentilerin olumsuz seyir izlemesi Türkiye'ye de olumsuz yansıyor. Yoksa Türkiye'nin kendisine özgü sorunlarından kaynaklanmıyor."

"Çok ciddi kaygıların olduğu kanısında değilim"

Cari açık problemine çok hassas olduklarının altını çizen Şimşek, şöyle konuştu:

"O bizim çok önemli bir sorunumuz, yapısal bir sorun. Gecelik kolaycı çözümler yoktur. ARGE'sine, insana, altyapıya yatırımdan, enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya, yeni teşvik sisteminden birçok diğer faktöre kadar Türkiye'nin orta, uzun vadeli çözüm perspektifini ben uluslararası yatırımcılarla paylaştım. Türkiye'ye ilişkin ben çok ciddi kaygıların olduğu kanısında değilim. Ama kısa vadede belirsizlikler hem Türkiye'yi, hem dünyayı etkiliyor. Türkiye'nin, bu konjonktürde yüksek bir cari açık, yüksek bir finansman ihtiyacının olması tabii ki bir nebze olsun olumsuz etkiliyor demek doğru olur."

Mehmet Şimşek, elektrik dağıtım ihaleleri ve Başkent Gaz ihalesine ilişkin bir soru üzerine de aslında Özelleştirme İdaresi açısından 2010 yılının başarılı bir yıl olduğunu söyledi.

Çok şeffaf, rekabetçi, halka açık bir ortamda enerji dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi konusunda başarı gösterdiklerini dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:

"Fakat maalesef şirketlerin taahhütlerini yerine getirmede bir sorunla karşı karşıya kaldık. Biz ikincilerle temas halindeyiz, sonra da üçüncülerle temasa geçeceğiz. Ama olur da ilk üçe girenlerden hiç kimse herhangi bir dağıtım bölgesiyle ilgili taahhütlerini yerine getiremezse, biz tekrar ihaleye çıkarız. Yani 2012 yılında biz tekrar bütün dağıtım şirketlerinin özelleştirildiği, özel sektör tarafından işletildiği bir dönemi öngörüyoruz. Bu önemlidir. Çünkü hem kayıp kaçakların azaltılması, hem şu anda devletin alacaklarını toplamada çok güçlü olmadığını herkes biliyor. Enerji sektöründeki sıkıntıların aşılmasında bir yapısal reform olarak önemlidir."

"Başkent Gaz'a güçlü talep var"

Başkent Gaz için de dağıtımın ihalesi sürecinin başladığını anımsatan Şimşek, "Güçlü de talep var. Yanlış hatırlamıyorsam başlangıçta 10 şirket ilgi gösterdi. Ben inanıyorum ki Türkiye başarılı olacak" dedi.

Maliye Bakanı Şimşek, özelleştirmeleri gelir olarak görmediklerini, daha çok yapısal reform olarak gördüklerini vurguladı.

Bütçe gerçekleşmelerinde Temmuz ile Ağustos ayı arasındaki faiz dışı fazlaya dair bir soru üzerine de Şimşek, bazı aylarda son bir iki günün tatile denk gelebildiğini, bazı ayların gelirlerinin bir sonraki aya kayabildiğini, olaya o çerçevede bakmak gerektiğini, mevsimsellik etkisinin de bulunduğunu, o dönemdeki faiz harcamalarının da dönemsellik arz edebileceğini söyledi.

Yılın tamamının önemli olduğunu ifade eden Şimşek, "Yılın tamamında verdiğimiz mesaj şu; biz hedeflerimizi tutturacağız, hatta hedeflerimizden daha iyi bir performans ortaya koyacağız. Bu arada inşallah Türkiye'nin de ihtiyaç duyduğu yatırımları da yapmaya devam edeceğiz" dedi.

En Uygun Krediyi Hesapla, Karşılaştır ve Başvur

TL
ay
Kredi hesaplama